En son olarak da adet görme başlar

Smear testi (SİMİR TESTİ veya SMIR TESTİ diye söylenir) rahim ağzından sitolojik inceleme amaçlı sürüntü alma işlemidir. Smear testi rahim ağzı yani serviks kanseri için bir tarama yöntemidir. Bu testi 1941 yılında ilk tarif eden patolog George Papanicolaou olduğu için soyisminin kısaltması şeklinde PAP TEST de denir. Papanicolaou testi, Pap testi, servikal smear, servikal smear testi, servikal sürüntü, servikal sitoloji gibi isimlendirmeler yapılır. Halk arasında rahim ağzı kanser testi, rahim ağzı kanser taraması gibi isimlerle bilinir.

Yapılan smear testi patoloji veya sitoloji uzmanları tarafından incelendikten sonra rapor edilir, smear sonuç raporunda karşılaşılabilecek normal veya anormal durumlar hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Smear testi neden yapılır?
Smear testi yapmaktaki amaç rahim ağzında kanser olmayan fakat farkedilmezse uzun yıllar sonra kansere dönüşme riski olan bazı lezyonları erkenden farketmektir. Böylelikle erkenden farkedilen bu lezyonlar tedavi edilir ve kansere dönüşmeden ortadan kaldırılır.
Yani smear testi yapmaktaki amaç rahim ağzı kanseri başlamış kişileri saptamak değildir, kanser başlamadan yıllar öncesindeki lezyonları saptamaktır. Smear testi yapılmayan kadınlarda bu lezyonlar farkedilmez ve uzun yıllar sonra kansere dönüşebilirler.

Smear testi nasıl ve ne zaman yapılır?
Jinekolojik muayene sırasında özel bir çubukla rahim ağzındaki hücrelerden sürüntü şeklinde bir örnek alınır. İşlem aynen alttan muayene olur gibi jinekolojik muayene pozisyonunda ve jinekolojik muayene masasında yapılır. Muayene aleti (spekulum) takılır ve ufak bir çubukla rahim ağzından sürüntü alınır. Parça alma, parça koparma gibi bir işlem değildir, çubuk rahim ağzına sadece sürülür. Hasta smear alınırken ağrı hissetmez. İşlem yaklaşık 1-2 dakika sürer.
Alınan sürüntüdeki hücrelerin cama sürülmesinden sonra üzerine sprey sıkılarak sabitlenir ve incelenmesi için patolojiye gönderilir. Sıvı bazlı sitoloji (LBC, liquid based cytology) yönteminde çubukla alınan sürüntü cam üzerine sürülmez, içinde sıvı olan bir kaba konulur. Her iki yöntemde de alınan materyal incelenmek üzere patoloji bölümüne gönderilir. Patologlar veya sitologlar tarafından cam üzerine yayılan hücreler incelenir. Bu hücreler rahim ağzı yüzeyini kaplayan hücrelerdir.

Smear (simir testi) kimlere yapılır?
ASCCP (Amerikan servikal patolojiler ve kolposkopi derneği), ASC (Amerikan kanser derneği) ve ACOG (Amerikan Obstetrik ve Jinekoloji Derneği) önerileri doğrultusunda günümüzde smear testi uygulaması çoğu ülkede ve çoğu hastanede şu şekilde uygulanmaktadır:
– Smear testine 21 yaşından itibaren başlanmalıdır. 21 yaşına kadar cinsel ilişkide bulunmamış kadınlara cinsel ilişki başladıktan sonra smear tahlili yapılmaya başlanır.
– 21 yaşından önce cinsel ilişkide bulunmuş kadınlarda smear testine yine 21 yaşında başlanır.
– 21-30 yaş arasında 3 yılda bir smear testi yapılması önerilir (ASCCP)
– 30 yaşından sonra smear testi ve HPV testi birlikte yapılır,

Erken yaşta adet görmeye başlayan kız çocuklarının kemik

Hormon içeren her ilaç gibi adet geciktirici ilaçların da içerdiği progesteron (gestagen) hormonuna bağlı bazı yan etkileri olabilir. Bunlar göğüşlerde şişkinlik, hassasiyet, dolgunluk, adet miktarında değişme gibi yan etkilerdir. Bu yan etkiler geçicidir ve 1-2 ay içerisinde adetler tekrar eski düzenine girer. Adet dönemi sonrasında lekelenme veya damla damla kanama gibi yan etkiler olabilir. Nadiren bulantı, kusma, halsizlik, sersemlik gibi yan etkiler görülebilir.

Adet geciktirici progesteron içeren ilaçların bunların dışında sık görülen ciddi yan etkileri ve zararları yoktur ancak hiçbir zaman doktor kontrolü dışında kullanılmaması gereken hormonal ilaçlardır.

Normalde art arda iki adetin

Adet (regl) kanaması kızlarda genellikle 9-12 yaşları arasında başlar. İlk adet görülmesine menarş denir. 9 yaşından önce adet görülmesi erkendir.

Kızlarda 9 yaşından önce adet görmenin ve diğer ergenlik belirtilerinin başlamasının çeşitli nedenleri olabilir. Bazen hiçbir neden bulunamaz ve idiyopatik olarak adlandırılır. Beyin ve yumurtalıklarla ilgili hormon salgılayan bazı tümörler, dışarıdan alınan ilaçlar, böbrek üstü bezleri ile ilgili bazı hastalıklar ve tümörler küçük yaşta adet görmeye neden olabilir. Bazen 4-5 yaşlarındaki küçük çocuklarda adet kanaması olduğu görülür ve araştırıldığında çocuğun evde bulduğu doğum kontrol haplarını veya benzer hormon ilaçlarını içtiği farkedilir. Bu açıdan da ailelerin dikkatli olması gerekir. İlaç içilmesine bağlı adet kanamasının sakıncası yoktur ve kendiliğinden duracaktır, tekrar etmeyecektir. Ancak erken adet görmeye neden olan diğer sebepler önemlidir ve tedavisi gerekir.

Erken yaşta adet görmeye başlayan kız çocuklarının kemik epifizleri erken kapanabilir ve bu nedenle boyları kısa kalabilir. Bunu önlemek için ve çocuğa psikolojik destek vermek için bazı tedaviler uygulanır.

Adetin en geç kaç yaşına kadar başlaması gerekir?
Kız çocuklarında ilk adet kanamasının en geç 14 yaşında başlaması gerekir. Adet kanaması dışında tüylenme ve göğüslerde büyüme gibi diğer ergenlik belirtileri başlamışsa adet kanaması için 16 yaşına kadar beklenebilir. Bu yaşlara kadar adet (regl) kanaması başlamamışsa vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerekir. Bu yaşlara kadar hiç adet başlamamasına primer amenore denir.

Adetin başladığı ilk yıllarda (ergenlik döneminde) düzensiz olması normaldir, hatta 3-5 ayda bir adet görmeler gerçekleşebilir. Bu durumlarda genellikle adet düzenleyici tedavi vermek yerine beklemek tercih edilir çünkü hastanın yaşı büyüdükçe genellikle en geç 16-17 yaşına vardığında adetler düzene kendiliğinden girer.

Puberte (adet) başlama yaşını etkileyen faktörler:
Aşağıdaki faktörlere maruz kalan kız çocukları daha küçük yaşta adet görmeye başlarlar.
– Gelişmiş ülkelerde yaşayanlarda
– Kentsel yerleşim alanlarında yaşayanlarda
– Deniz seviyesinde, düşük rakımda yaşayanlarda
– Ekvatoa yakın bölgelerde yaşayanlarda
– Körlerde puberte daha erken yaşta başlar

– Kırsal bölgelerde yalayanlar, aşırı egzersiz yapanlar, ciddi beslenme bozukluğu olanlar, soğuk iklimlerde yaşayan kız çocukları daha geç yaşlarda adet görmeye başlarlar. Hafif kilolu kız çocukları daha erken yaşlarda adet görmeye başlar ancak ciddi obezite tam tersi etki gösterir.

Adet düzensizliği

Bazan hastalar adet geciktirici veya adet söktürücü gibi amaçlarla bitkisel ilaçlar, içecekler, çaylar denemek istemektedir. Bu kesinlikle sakıncalı ve faydasız bir harekettir. Bu ilaçların ne tür hormonal etkileri olduğu ve vücutta ne gibi yan etkiler yaratabilecekleri belli değildir. Adet geciktirici olarak fayda göstermeyecekleri gibi aksine istemediğiniz zaman ve yerde adet görmenize neden olacak ve daha da kötüsü belki ciddi yan etkiler gösterebilecektir. Bu nedenle adet geciktirmenizi gerektirecek bir durum söz konusu olduğunda mutlaka doktorunuza muayene olarak size uygun adet geciktirici ilaçları kullanmanız gerekir. Bu tür bitkisel içecekler, yiyecekler, çaylar denememelisiniz ve kendi kendinize adet geciktirme mühalelerinden kaçınmalısınız.

Hastanın yaşı, mesleği, medeni durumu,

Adet (regl) düzensizliği çok çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. Bu altta yatan nedene göre zararlı sonuçları olabilir veya stres, depresyon, aşırı kilo alma, aşırı zayıflama, ilaç kullanımı gibi nedenlerden oluşan zararsız bir adet düzensizliği de olabilir. Bu tür durumlarda adet düzensizliğinden çok buna sebep olan stres, kilo gibi durumlar hastaya zarar verebilir. Bu sebeplerin düzenlemnmesi gerekir. Ancak adet düzensizliğinin sebepleri arasında myom, polip, hormon düzensizliği, yumurtlama bozukluğu gibi durumlar varsa bunlar da zararlı olabilir. Bu tür durumların netleştirilmesi, ilaçla veya gerekli ise ameliyatla tedavileri gerekir. Eğer sebep erken teşhis edilmezse ve tedavi geciktirirse örneğin adet düzensizliğine neden olan bir myomun büyümesi ileride daha fazla sıkıntılara yol açabilir. Adet düzensizliği olan hastaların bir kısmında yumurtlama düzensizliği vardır bu da hamile kalmayı engelleyici veya geciktirici etki gösterebilir.

Adet düzensizliği her zaman zararlı bir durum değildir hatta bazı hallerde adet düzensziliği normaldir. Örneğin adet görmeye başlanan ilk yıllarda (15-17 yaşlarda), emziren annelerde, korunma iğnesi kullananlarda adet düzensizliği normal ve beklenen bir durumdur.

rahim ağzı kanserini

Jinekolojik muayane (vajinal muayene) her kadının hiçbir rahatsızlığı olmasa dahi yılda bir kez kontrol amaçlı yaptırması gereken muayenedir. Bu sayede bazı hastalıkların erken tanısı konulabilir, ayrıca rahim ağzı kanserini önlemek amaçlı smear testi muayene sırasında yılda bir alınır. Bunun dışında jinekolojik muayene kadın hastalıkları ile ilgili veya gebelik ile ilgili şikayetleri olan hastalara kadın hastalıkları ve doğum uzmanları (jinekolog) tarafından yapılmaktadır. Daha önce hiç jinekolojik muayene olmamış bayanlar bu muayeneden ilk seferinde çekinebilir veya korkabilir ancak en fazla 1-2 dakika gibi kısa süren bir muayenedir ve ağrı veren bir işlem değildir. Daha önce muayene olmuş bayanlar bunun kolay bir işlem olduğunu gördükleri için hiç çekinmeden rahat bir şekilde muayene olurlar.

Jinekolojik muayene ne zaman yapılır?
Jinekolojik muayene adet zamanında veya adetli değilken yapılabilir. Ancak adetli iken kanamadn dolayı rahim ağzı net görülemeyebilir ve smear testi alınamaz. Bu nedenle acil bir durum yoksa adet dışındaki dönemler tercih edilir.

Bütün muayenelerde olduğu gibi jinekolojik muayeneden önce doktor öncelikle hastanın hikayesini (öykü, anamnez) alır. Hastanın yaşı, mesleği, medeni durumu, ilişki durumu, geçirdiği hamilelikler, düşükler, doğumlar, ameliyatlar, küretaj ve benzeri işlemler kadın hastalıkları dışında herhangi bir hastalık varlığı, adet düzeni, adet süresi ve miktarı detaylıca sorulur. Sigara, alkol ve kullandığı diğer maddeler, kullandığı ilaçlar, ailesinde bir hastalık varlığı sorulur. Hasta ve doktor arasında geçen bütün konuşmalar sırdır ve hastanın yakınları dahil hiçkimseye anlatılmaz. Hasta isterse görüşme sırasında yanında eşi veya başka bir yakını bulunabilir, hasta istemezse görüşmeye tek başına katılır, doktor odasına başka hiçbir kimse alınmaz. Hasta bu esnada sorulan sorulara açık ve net cevap vermelidir ki tanı ve tedavi planında yanılmaya yol açmasın.

Jinekolojik muayene masası ve spekulum muayenesi:
İlk görüşme yapıldıktan ve hastanın öyküsü dinlendikten sonra jinekolojik muayene masasında muayene yapılır. Hasta belden aşağısını tamamen soyunmuş şekilde üzerine bir örtü alarak masaya çıkar ve bacaklarını masanın her iki yanındaki desteklere koyar. Hastanın aldığı bu pozisyona litotomi pozisyonu denir. Jinekolojik muayeneye başlarken öncelikle karın bölgesi ve dış genital organlarda (dudaklar, klitoris vb.) herhangi bir patoloji, ameliyat izi var mı diye gözlenir.

konusunda şüphe yaratır.

Gebelik sırasında yapılan ultrasonografilerde kalbin değerlendirilmesi sırasında iki önemli faktör vardır. İkinci önemli görüntü de kalpten çıkan büyük damarların (aort ve pulmoner arter) doğru konumda olduğunun izlenmesidir. Bu iki görüntü normalse kalpteki önemli sorunların tamamına yakını ekarte edilmiş sayılabilir, yaklaşık %90 oranında sağlıklı bilgi verir. Kalpte dört odacık görüntülenmesi ve çıkış yollarının görüntülenmesi için en uygun zaman gebeliğin 18-22 haftaları arasıdır.

Fetal kalbin daha ileri incelenmesi gereken durumlarda fetal ekokardiografi kullanılır.
Annede doğumsal kalp hastalığının bulunması, diabetik anne, daha önceden doğumsal kalp anomalili bebek doğurma öyküsü, bebek kalp atışlarında aritmi saptanması gibi riskli durumlarda fetal ekokardiografi yapılması gereklidir.

Gebeliğin 11-14 haftaların arasında yapılan ense kalınlığı ölçümünün (NT) artmış izlenmesi de konjenital kalp hastalıkları konusunda şüphe yaratır. Konjenital kalp hastalığı olan fetusların en az %25’inde NT ölçümünün arttığı bildirilmiştir. Bu yüzden NT artmış olarak izlenen fetuslara fetal ekokardiyografi yapılması önerilmektedir.

Doğumsal kalp anomalisi için risk faktörleri:
Aşağıdaki risk faktörleri olan gebeliklerde fetusta doğumsal kalp anomalisi görülme riski artmaktadır.
– Anne veya babada doğumsal kalp anomalisi olması
– Daha önce kalp anomalisi olan çocuk doğurmuş olmak
– Kardiyak açıdan teratojen olan ilaçlara veya maddelere maruz kalmak (Lityum, folat antagonistleri, organik solventler, talidomit, izotretinoin, antikonvülzanlar..)
– Annede diabet olması (Gestasyonel diyabette risk artmaz)
– Annede fenilketonüri olması
– Gebelikte annein prostaglandin sentetaz inhibitörü ilaç kullanması (duktus arteriozusun erken kapanmasına sebep olur)
– Gebelikte kızamıkçık (rubella) geçirmiş olmak
– Ultrason ile fetusta kalp dışında bir organda anomali saptanması
– Kromozomal anomalili fetus
– Non-immun hidrops
– Fetal aritmi (fetus kalbinde ritm bozukluğu)
– Anormal fetal situs
– NT (fetal ense kalınlığı) fazla olması
– İkizden ikize transfüzyon sendromu (TTTS)
– Tek umblikal arter
– Polihidramnios
– SLE

Sefalosele başka anomalilerin eşlik etmesi yüksek

Yenidoğanda en sık görülen doğumsal anomaliler kalbe aittir. Her 1000 yenideğan bebekten 5 ila 8’inde kalp anomalisi mevcuttur. Doğumsal kalp anomalilerinin pek çok çeşidi vardır. Bunların önemli bir kısmı herhangi bir acil tedavi gerektirmez .Örneğin iki karıncık arasındaki duvarda bulunan açıklıklardan (ventriküler septal defekt) ufak olanlar büyük oranda ilerleyen zamanlarda kapanır. Bir kısım anomaliyi de (aort darlıklarının bir kısmı gibi ) doğumdan önce saptayabilmek mümkün değildir.

Gebelik sırasında yapılan ultrasonografilerde kalbin değerlendirilmesi sırasında iki önemli faktör vardır. İkinci önemli görüntü de kalpten çıkan büyük damarların (aort ve pulmoner arter) doğru konumda olduğunun izlenmesidir. Bu iki görüntü normalse kalpteki önemli sorunların tamamına yakını ekarte edilmiş sayılabilir, yaklaşık %90 oranında sağlıklı bilgi verir. Kalpte dört odacık görüntülenmesi ve çıkış yollarının görüntülenmesi için en uygun zaman gebeliğin 18-22 haftaları arasıdır.

Fetal kalbin daha ileri incelenmesi gereken durumlarda fetal ekokardiografi kullanılır.
Annede doğumsal kalp hastalığının bulunması, diabetik anne, daha önceden doğumsal kalp anomalili bebek doğurma öyküsü, bebek kalp atışlarında aritmi saptanması gibi riskli durumlarda fetal ekokardiografi yapılması gereklidir.

Gebeliğin 11-14 haftaların arasında yapılan ense kalınlığı ölçümünün (NT) artmış izlenmesi de konjenital kalp hastalıkları konusunda şüphe yaratır. Konjenital kalp hastalığı olan fetusların en az %25’inde NT ölçümünün arttığı bildirilmiştir. Bu yüzden NT artmış olarak izlenen fetuslara fetal ekokardiyografi yapılması önerilmektedir.

Doğumsal kalp anomalisi için risk faktörleri:
Aşağıdaki risk faktörleri olan gebeliklerde fetusta doğumsal kalp anomalisi görülme riski artmaktadır.
– Anne veya babada doğumsal kalp anomalisi olması
– Daha önce kalp anomalisi olan çocuk doğurmuş olmak
– Kardiyak açıdan teratojen olan ilaçlara veya maddelere maruz kalmak (Lityum, folat antagonistleri, organik solventler, talidomit, izotretinoin, antikonvülzanlar..)
– Annede diabet olması (Gestasyonel diyabette risk artmaz)
– Annede fenilketonüri olması
– Gebelikte annein prostaglandin sentetaz inhibitörü ilaç kullanması (duktus arteriozusun erken kapanmasına sebep olur)
– Gebelikte kızamıkçık (rubella) geçirmiş olmak
– Ultrason ile fetusta kalp dışında bir organda anomali saptanması

Bebekte omfalosel dışında başka naormallikler yoksa

Korpus kallozum (Corpus callosum) beynin iki yarısını (iki hemisferi) bağlayan bir yapıdır. Korpus kallozum agenezisi bu yapının gelişmemesidir. Normalde 12.-18. gebelik haftaları arasında gelişimini tamamlamış olması gerekir.Ultrasonda beyinde korpus kallozum ve hemen altındaki kavum septum pellisidum denen yapıların izlenememesi ile tanıdan şüphelenilir fakat özellikle parsiyel agenezi olan durumlarda tanı kolay değildir.

Korpus kallozum agenezisi (KKA) yaklaşık %80 oranında başka anomalilerle birlikte bulunur. Kromozomal anomali eşlik etme oranı yaklaşık %20’dir. Bu yüzden KKA tanısı konulduğunda detaylı ultrason ve genetik inceleme ile eşlik eden başka anomalilerin varlığı araştırılır.

Korpus kallozum agenezisi (KKA) izole ise yani eşlik eden başka anomali yoksa prognoz daha iyi olacaktır. İzole KKA’de çoğu zaman normal zihinsel gelişim izlenebilmektedir.